23 Şubat 2012 Perşembe

Sydney opera binasından başlayan kutlamalar..



Günün konusu doğum günleri. Bi allak bullak durum, öncesinde deli gibi o gün gelsin diye sevinme, bir müddet öncesinde çöken buhran, o gün geldiğinde oluşan beklentiler, beklenip de gelmeyenler..
Herkes için sıkıntılı geçen bir durum. Ben ki bir yıl içerinde kendi doğum günümden başka daha özel bir gün olduğuna inanmayan bi insanım. Ama şunu da kabul etmek lazım doğum günü depresyonu diye bir şey var. Yaklaşık olarak doğum gününden 1 ay önce başlar. Bi isteksizlik, bi mutlu olamama, hayatın tüm eğlencesini kaybetmesi. Aynı bir same shit different colors kıvamı. Sonuç olarak hepimiz farkındayız ki günler yavaş, yıllar hızlı geçiyor.

                                                               
Tüm bunlara rağmen insan umut fakirin ekmeği mantığıyla bir güzel olmak istiyor bugün. Herhalde yaşlanıyorum ama hala taş gibiyim hissiyatı için :) 1 hafta makyaj yapmadan gittiğin işine bugün en güzel elbisen, fönlü saçlar ve makyajlı gitmek bir meydan okuma gibi bir şey. Tabi bunun diğer fakir/umut/ekmek meselesiyle de ilişkisi malum.. "Sevgilim/zevcem/ flörtüm/ yanığım/ crush'ım bir süpriz yapar mı acaba??" fikri. Hayır bu durum Halley Yıldızı'nı görmekle aynı olasılık olsa bile insan hazırlıksız yakalanmak istemez. Sonuç olarak internette sevgililerine yaptıkları jestleri yayınlayan bir kitle erkek var.
Yok efendim binadan düşer gibi yapıp evlenme teklif etmek, yok efendim gizli kameraya çekerek süpriz doğum günü partisi, yok efendim Kıbrıs Şehitleri'nde gitar çalıp sevgilisine şarkı söyleyen erkek...
Biz bir nesil bu videolarla büyüdük. Peki bu videoların bizim kafamıza yerleştirdiği ana fikir ne oldu?? Yeterince iyi bir sevgili olursam bir gün ben de aynı süprizlerle karşılaşabilirim. E bunun da olasılığı her doğum gününde artıyor doğal olarak. Bu yüzden etek/makyaj/fön.. Beni youtube'da izleyecek olan ve daha her hangi bir süprize nail olamamış genç kızlarımıza yol göstermek lazım.
Sabah kalktım ve "Eye of the Tiger" şarkısı eşliğinde bugüne hazırlandım.
Sevgilim evden çıkarken güle güle öpücüğü verdi ama bi doğum günün kutlu olsun öpücüğü değildi. Sen daha yataktayken ben servisle ebesinin nikahı ofisine çalışmaya gidiyorum öpücüğüydü. Sonra gün içindeki iletişim aracımız skype'ta 5 kez online-offline gidip gelmeleri yaşamamıza rağmen hala daha bir whatzup, bir naber, bir doğum günün kutlu olsun bitanem canım hayatımın anlamı mesajı göremedik.
Buradan yola çıkarak bugünün nasıl sona ereceği çok riskli. İki olasılık söz konusu. Bu yüzden şansım %50 şuan için. Ya çok klişe olan gün boyu unuttum izlenimi verip gün sonunda bir süprizle ortaya çıkacak ya da gün boyu gerçekten unuttuğu için ben bir süprizle karşısına çıkacağım.
Ama aynı zamanda hayatımın ilk telgrafını aldım Hande'den. Çok basit ve çok hoş bi düşünce.
Zaten erkeklerin anlayamadığı bir şey var. " Simplicity is the best" Efendim ofise çiçek yollamak, kartpostal yollamak, sonracıma eve elinde bir porsiyon pastayla gelmek.. Bunlara hayır diyebilecek kız yok.
Bu yüzden de binanın tepesinden düşer gibi yapıp evlenme teklifi edeyim mottosuna da gerek yok.
(Konuyu neden dönüp dolaştırıp evlilik teklifine bağlıyorum hiç bilmiyorum :D )

Konuyu bağlıyorum Cem bebeğim tüm yazının anlamı şu: Bugün süprizi yaptın yaptın yoksa 1 haftalık ambargo geliyor sana ben daha açık nasıl olayım.


                                             


Biterken Hande'den gelen:
                               İyi arkadaşlar iç çamaşırı gibidir ayıpları örterler
                               Daha iyi arkadaşlar prezervatif gibidir seni daima korurlar
                               Daha daha iyi arkadaşlar viagra gibidir düşeni daima kaldırırlar :)




 

1 yorum:

  1. videomun yıllık olarak kabul görmesini bekliyorum...yılbaşı doğumgünü ve bayramlarda izleyiniz... (senin talihsizliğin benim depresyonuma denk gelmen :D )

    bu arada iyi ki doğmuşsun bence :D

    YanıtlaSil